mackahaber @ gmail.com

                 Ali çavuş olayı helal kazanan kişinin kazancına karşı birilerin nasıl göz dikebildikleri ve bazen açıkgözlülükle kişinin en yakınındakileri de kullanmakla nasıl sahip olmak istediklerine iyi bir örnektir.

 

                Ali Çavuş dokuz sene askerlik yaptıktan sonra köyüne dönen ve yiğitliğiyle tanınan bir kişiydi. Çalışkan bahçecilik ve tarım konusundaki işleri iyi bilirdi. Karadeniz bölgesinin zor koşullarında güzel fındık bahçeleri yapmış ve çevrede bu işten en iyi kazanç sağlayan bir ustaydı.

 

                Kız kardeşi de mübadeleden sonra Selanik’ten gelerek Maçka’dan yer alan daha sonra burada yaşamanın zorluğunu düşünerek yer satan bir kişiden aldığı yerde fındık bahçesi yapmayı düşünür. Trabzon’un birçok farklı yerlerinden gelerek bu yerlerde marabalık yapanlar da vardır. Beyi iki yüz hektarlık bu yeri mübadilden Kars’ta uluslararası ticaret yaparken iki bin koyun satışından sağladığı para ile almıştır. Ormanı, içerisinde su havuzu ile geniş bir tarlası bulunan bu yerde bir miktar düzenleme yapmak gerekiyordu.

 

                 Ali Çavuş kardeşine “Hava, bu yeri bir perverde yaparım ancak, harmanlarda Topal Hasanın yerinde biraz daha işim kaldı. Param da var alırım, bitirdikten sonra da buradaki işe başlarım” der.  Kardeşi ona “Aga Gülizar sana para vermez.” Der. Ali Çavuş Nasıl vermez. Ben onu at kerpeteni ile söker alırım der. Daha sonra gider ve oradaki işine koyulur. Bir süre çalıştıktan sonra yemeği gelir. Yemeğinde; yağda pişmiş tava pidesi (sirihta) ve yoğurt getirilir. Yemek yenilir. Daha sonra ona bir susama tutar. Ve oradan Mataracı çarşısına doğru gider. Yolda rastladığı sudan içer ve tekrar geri döner yolda tekrar su gözelerinden su içe içe köyüne döner. Artık zehirlendiği anlaşılmıştır. Yer yatağına yatırılır ve kardeşine Gülizar bunu bana yapmayacaktı.” Der. Karar verilir Trabzon’da doktora getirilmek üzere sala koyulur, yola çıkartılır.

                Yolda (Çaponya) HAVA adında bir kadın “Bununki zehirlenmedir, ağu’yu ağu yok eder.” Der ve kara bir güğümden kazınan bakır verilerek içirilir. Daha çok geçmeden ellerini kardeşine açarak,” Ne yapabilirim” der. Ve gözlerini yumar.  Duyulur ki köyde Kör Ahmet adında bir kişi Maçka’dan zehir satın aldırır. Muhtemelen işin içinde başkaları da vardır. Oğlu koşup kapı komşusu Fadime hanıma “Babamı zehirledik ne yapalım” der. O da ona;  Biraz daha zehir verin.” dermiş. Yatağı daha sonra bu kişiler tarafından boşaltıldığı ve içinde saklamış olduğu sarı liraların çalındığı anlaşılır. Hoca Molla Ahmet tarafından cenaze namazı kılınıp defnedilir. Bir müddet sonra kabirden ses duyulduğu söylenir. Fakat cesaret edilerek kabir tekrar açılamaz. Fazla kimse de bilmez. Ve Ali çavuş efsanesine burada son verilmiş olur.

Salih Cengiz

 

 AYDEMİR