mackahaber @ gmail.com

kenara bırakıyoruz dünyayı

sevişme sonrası yalnızlığına

kanatların kırıldığından beri

limon sıkıyoruz baş ağrılarına…

 

Bana aşkı yaşatan, aynı zamanda acı çektirensin.

Zaman zaman üzen, çaresiz bırakan, yanımda olamayacak olansın.

İnsan sevdiğini bile bile üzer, acı çektirir mi? Çektim.

Uzaktan aşk; çaresiz ve savunmasız bırakıyor karşında.

Sancılarım geçse, acıtmasan, kanatlarımı serbest bıraksan ne değişir?

 

“Seni önemseyişim değişmez odak noktam değişse bile. Çünkü seninle yaşadığım her an çok güzeldi, bir o kadar da acı. Suçlu değiliz, savunmasızdık. İhtiyacımız vardı, karşılaştık. Çaresizlik neymiş anladım şimdi. Ama hiç âşık olmamış birini bu denli hülyalara savurmakla suçlusun belki de. Asla kimseye vermeyeceğim kanatlarım var artık, rahatım. Değişmeyecek bir şey var, öykümüz bitse de yaşadığım en güzel ansın, ben gözlüm.”  dedi kadın…

“Tüm zamanlar aklımdasın. İnanmak istediğin her şeye inandığında bütün mavilikler gülümseyecek acılara. Kolumdan çekiştiren kız, kelebekler yutacak aşkla. Haykırsam denizi örter sesim ama suskunum, yorgan üşüyor üzerimizde. İçinden tren geçiyor ayrılıkların. Kederli mektupların mürekkep lekesi buhran halini sunuyor Cibran’a…

Ayrılık diye bir şey varken kendini bu kadar sevdirmen niye?

Kalanım senin olsun…

 

aşk, terk ediyor evleri

dil kalbe, ten ele küsüyor

mavilere aralanıyor evin odaları

ayna törpülüyor ömrü.

 

Ey içime akan ırmak, yağmur damlası bulaşıyor öpmelerine, şarkılar dinmiyor, yağmurlar da... Kaybedilen dostlukların gözyaşı ile yeşeriyor insanlık.

Değirmen gibi dönerken sesler, sen misin susan?  

Sardunyalara söyletme son türkülerini, arsız hayallerimi gömme zamana.

 Çünkü herkesin bir hikâyesi var, benim ki sensin.” dedi adam…

Okyanuslar omuzlarında ve her su damlası ağır baskı altındayken hala güçlüsün. Senin, öteleri ve de dünyamı görebilme gücün var. Yazının ötesinde daha çoğunu hak edensin.

Dokunmadan hissetmeyi, sahip olmadan benimsemeyi düşlemek…

Sözcükler ne kadar doyurur aşkı yaşayan bedenleri?

Dayan, güneşin yakıp kül etmesine izin verme, varlığınla yaşat, varlığımla yaşa.

Bildiğin her şeyi unutsan da beni unutma. Sana dair ne varsa eksilmeden duruyor yanı başımda. Uykusuzluğuma konuk olduğunda, rutubet kokusundan sıyrılıyor zaman ve nefesim kavruluyor teninde… Mutlu olduğumuz kadar canımızda acıdı, nefes alamadık çoğu zaman.

Sağduyu olmalı ve yaşanan her şey küçük bir tebessüm olarak kalmalı dudaklarda. Gözlerimizin içinde olamadığımız gibi yüreklerde de arkadaş kalmayı başarabilmeli insan. Gidersen mutlu gözükmeyi senin kadar beceremem.  Çünkü her dilde vefasızmış aşk.

Yıllar süren turnemde ne çok sahne aldım, ne çok oynadım… Ama sadece bir rolümü beğendim. Görüyorum ki başarmışım. Bırak pantomim olalım bir zaman, anlatımı özel, anlaşılması özen ister. Böylesi güzel…

Yasaklı bir sevdaya açtık yüreklerimizi. Yürekler bile yasakken el, kol, dudak şöyle dursun... Bana rağmen koruduk bir birimizi, bazen kendinizden bile… Çocuk kalbimizle sevmeyi başardık.

Sessizce sevmeye ve sevilmeye açık yürekler neden ağrıyor şimdi. Gizli bahçemizde kimse yok bir birimizden başka… Kalplerde bir yara ve ara ara acı veriyor. Keşke seni konuşabileceğim biri olsaydı. Geçen zamana hayıflanıyor eski yaşlarım…

Susup kalıyorum, göz pınarımdan gelen bir damla yaş anlatıyor söylemek istediğim her şeyi. Yüreğine inanmak, kendi yüreğim gibi olduğunu bilmek, buna çok ihtiyacım var.

Yıllar sonra bile beni heyecanla anımsamanı istiyorum. Gönül yarası olarak kalmadan birbirimizi kaybettiğimizde benden izler olsun istiyorum yüreğinde.

Benim sağır, dilsiz arkadaşım oralarda mı?

Biraz vefasızım, sadece kendimi kötü hissedince hatırlıyorum seni.

Senden başkasıyla konuşamıyorum seni.

Bu gece yine biraz hüzünlendim, içim doldu taştı. Özlüyorum, kavuşamıyorum.

Her geçen gün içimde büyüyen bir şeyler var. Biraz acı, biraz sızı. Olamıyorlar merhem birbirlerine… Ama hala titriyor yorgun yüreğim sen aklına gelende ve ay tutuluyor aşkın dilinde…

Sevilmenin konforunu yaşarken adil olabildim mi? Hayır. Yine de yıllar geçse bile yüreğinin içine gömme beni.

Kendini anlatma bana sen insansın, insan!